Bugünlerde aronya, hem alışılagelmedik ismiyle hem de yaban mersinine benzer siyahımsı mor rengiyle market raflarında ilgimi çekiyordu. Algıda seçicilikten olsa gerek, internette son günlerde “süper meyve aronya” gibi paylaşımlar dikkatimi çekmeye başladı. Bu paylaşımları biraz daha incelediğimde, bu “süper” meyvenin kanseri önleyebileceği, hatta kanserli hücreleri de iyileştirebileceğinin konuşulduğunu fark ettim.
Aronya, gerçekten kansere çare mi? Ve daha da önemlisi, süper besin diye bir şey gerçekten varmı?
Aronyayla ilgili araştırmalar kısıtlı
Aronya, hayvan deneylerinden elde edilen sonuçlara göre antioksidan özelliği nedeniyle dikkat çekiyor. İçerdiği polifenoller, vücuttaki serbest radikalleri nötralize ederek hücre hasarını önleme potansiyeline sahip.
Aronyanın bazı kanser türlerinde hücre büyümesini yavaşlatabileceğine dair araştırmalar var. Örneğin bir çalışmada aronya özü, farelerde kolon kanseri gelişimini yavaşlattığı bulunmuş. 2012 tarihli başka bir araştırmada ise aronya özlerinin, meme kanseri olan kişilerde hücre hasarını azalttığı gözlemlenmiş. Ancak bu çalışmalar henüz erken aşamada olduğu için aynı etkinin insanlarda görülüp görülmeyeceği kesin değil.
Kısacası: Aronya özünün hücreleri koruyucu etkisi olabilir ama bunun insanlar için geçerli olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Yani, aronya ile kanserden korunma arasındaki ilişkiyi anlamak için insanlarda yapılacak çalışmalara ihtiyaç var.
Peki neden hayvan veya laboratuvar deneyleri tek başına yeterli değil? Çünkü bu deneyler umut verici olsa da insanlarda aynı etkiyi göstereceği kesin değil. Bir maddenin laboratuvarda “anti-kanser” özellikler göstermesi, insan vücudunda da işe yarayacağı anlamına gelmiyor. İnsan bedeni çok karmaşık; madde nasıl emilecek, hangi doz işe yarayacak, bağışıklık sistemini nasıl etkileyecek gibi pek çok faktör devreye giriyor.
Besinlerin “süper” olmasına gerek yok
Esasında “süper besin” ya da “süper meyve” diye bir şey yok. Zaten besinleri, “süper” gibi sıfatlarla etiketlememize gerek de yok. Meyve ve sebzeler, kanseri önlediği ya da “süper besin” oldukları için değil, iyi birer vitamin ve lif kaynağı oldukları için hayatımızda olmalılar. Bu, dengeli beslenmenin temel taşı.
Sağlıklı ve dengeli beslenmenin kanser riskini azaltmaya yardımcı olabileceği biliniyor. Ancak hiçbir besin, tek başına kanseri önleyemez ya da tedavi edemez. Özellikle aronya, yaban mersini, açai ve çilek gibi kırmızı meyvelerin antioksidan özellikleri nedeniyle kanseri önleyebileceği ya da tedavi edebileceği düşünülse de bu iddiaları destekleyen bilimsel kanıt yok.
“Süper besin” bir pazarlama aracı
Öte yandan bilim insanları, “süper besin” teriminin kullanımının büyük ölçüde bir pazarlama aracı olduğunu düşünüyor. Bugün, popüler internet alışverişi sayfalarında aronyanın kansersavar bir meyve olarak satıldığını görmek mümkün.
Nitekim bu terimin ortaya çıkışı da, beslenme uzmanlarına değil, reklam stratejilerine dayanıyor. I. Dünya Savaşı sırasında United Fruit Company, başlıca ürünü olan muzu satmak için büyük bir reklam kampanyası başlatmış. Broşürlerde muzun ucuz, besleyici, kolay sindirilen ve her yerde bulunabilen bir gıda olduğunu anlatmak için “süper besin” ifadesi kullanılmış.
“Süper” gibi abartılı etiketler, bilimsel ve ölçülemez olduğundan, tüketicileri yanıltabilir ve insanlar bu besinleri sınırsız miktarda yiyebileceklerini düşünebilirler. Oysaki her şeyde olduğu gibi, tükettiğimiz besinlerin de vücudumuza fayda sağlaması için onları belli bir miktarda tüketmemiz gerekiyor.
Psikolojik olarak, ‘mucizevi’ bir gıda arayışı, sağlıklı alışkanlıkları ihmal ettirebilir. Daha da kötü bir ihtimal ise, yeterince iyi bir pazarlama taktiğiyle aronya ya da başka bir “süper besinle” kanseri tedavi edebileceğini düşünen bir kişinin, doktorunun önerdiği bilimsel tedavi yöntemlerinden uzaklaşması.
Önemli olan sınırlarını bilmek
Bu iddia, kesinlik yanılsamasına bir örnek. Yani, henüz etkisi kanıtlanmamış yöntemler kesin sonuç veriyormuş gibi sunuluyor ve bilimsel kanıtlardan çok süslü ifadelerle ikna edilmeye çalışılıyor.
Bugün için elimizdeki bulgular umut verse de, henüz bir “tedavi” değil.
Eğer kanser tedavisi görüyor ya da bir yakınınızın tedavisine destek olacağını düşünüyorsanız, doktorunuza danışarak ve aşırıya kaçmadan aronya tüketmenizde bir sakınca yok. Ancak bu meyveyi tüketirken bir mucize beklememek; en azından kapsamlı araştırmalar yapılana kadar, aronyanın tek başına kanseri tedavi etmeyeceğini bilmek gerek.
