Annem, yıllardır kalıcı oje yaptırmamam için beni ikna etmeye çalışıyor. Duyduğuna göre yapılan işlemler sonucunda hem tırnağım inceliyor hem de UV ışınları nedeniyle de cildim zarar görüyor. Bense, tırnaklarımın en az bir ay hiçbir çaba göstermeden güzel görünmesine bayılıyorum.
Geçtiğimiz günlerde annemin kaygılarına bir yenisi daha eklendi: Avrupa Birliği, trimetilbenzoil difenilfosfin oksit (TPO) içeren jel kalıcı ojelerin kullanımını yasakladı. Bu yasak, sosyal medyaya çığ gibi düştü ve kalıcı ojelerin kanser riskini arttırdığı gibi söylentiler de beraberinde yayıldı.

Bu yeni yasak, ben dahil kalıcı oje sevdalılarının pek de hoşuna gitmemiş ve hatta bazı endişelere yol açmış olabilir. Paniğe kapılmadan önce, kalıcı ojeler ve kanser hakkında bilmeniz gerekenleri sizin için derledim.
Avrupa Birliği kalıcı jel ojedeki TPO’yu yasakladı
Avrupa Birliği (AB), 1 Eylül 2025 itibariyle birçok kalıcı oje jelinde bulunan TPO adlı maddenin, kozmetik ürünlerde kullanılmasını yasakladı. TPO, jel ojelerin UV ışığı altında sertleşmesini sağlıyor ve renklerin daha uzun süre canlı kalmasına yardımcı oluyor.
Yasağın sebebi ise hayvan deneyleri: 2021 tarihli çalışma, farelerin yüksek düzeyde TPO tüketmesi durumunda doğurganlık ve üreme sağlığı sorunları yaşadıklarını ortaya koydu. Avrupalı düzenleyiciler, bu çalışmaların ardından tedbiren TPO’yu “insanlarda üreme sağlığına zarar verme ihtimali yüksek” maddeler listesine aldı.
Risk kanser değil, üreme toksisitesinden
Yasak doğrudan kanser riski nedeniyle değil, üreme toksisitesi sınıflandırması nedeniyle geldi. “Üreme toksisitesi” ise doğrudan “kanser yapıcı” demek değil. Yani bu sınıflandırma doğrudan DNA mutasyonu ya da tümör oluşumu ile değil, üreme sistemine zarar verme riskiyle ilgili hayvan çalışmalarından alınan verilere dayanıyor.
Bu düzenlemeyle TPO’nun yalnızca kozmetik ürünlerde kullanımı yasaklanıyor; ancak mevcut kaynaklara göre diş dolguları gibi medikal/dental uygulamalarda kullanımı sürebilir. Çünkü resmi metinlerinde bu hüküm açıkça yer almıyor ve bu konu hâlâ bir belirsizlik içeriyor.
Hayvan deneyleri, insanlarda aynı etkiyi vermeyebilir
AB, çoğunlukla hayvanlarda sağlığa zararlı olduğu tespit edilen kimyasalları kısıtlama ve yasaklama konusunda proaktif bir yaklaşım benimsiyor. Ancak hayvan deneylerindeki sonuçların insanlara birebir aynı olmayabileceğini unutmamak gerek.
İlk olarak deneyde test edilen dozlar, insanların tırnaklarını yaptırırken maruz kaldığı dozdan çok daha yüksekti. Daha da önemlisi, farelere oral yoldan TPO verildi, ancak kalıcı oje yaptırılırken bu pek mümkün değil.
Bir kıyaslamayla daha net anlayabiliriz: Çalışmada, farelere vücut ağırlıkları başına günlük 200 ila 600 mg TPO uygulanmış, en yüksek dozlarda ciddi üreme bozuklukları görülmüş. Oysa bir kutu jel ojede yaklaşık 0,07 g TPO bulunuyor; bu da deneyde üreme zararları veren 600 mg seviyesine ulaşmak için 60 kg’lık bir kişinin kilosu başına her gün yaklaşık 500 kutu oje yemesi anlamına geliyor. Yani gerçek hayatta kalıcı oje yaptırmak, farelerdeki deneysel maruziyetle kıyaslandığında çok daha düşük risk oluşturuyor.
Tedbir amaçlı yasaklandı
AB’nin AB, bilimsel kesinlik yoksa bile potansiyel risklere karşı “tedbir ilkesi / precautionary principle”ni kullanabildiğinden bahsetmiştik. AB’nin bu yaklaşımına bakarak bu yasağın, insanlar üzerinde yapılan çalışmalarıyla desteklenen kesin bulgulara değil, tedbiren alınmış önleyici bir karara dayandığını söyleyebiliriz.
Avrupa Tüketici Güvenliği Bilimsel Komitesi (SCCS) de TPO’ya dair değerlendirmesinde, insan verisi sınırlı olduğunu söylüyor ve toksikoloji göstergelerine dikkat çekerek tedbirli bir yaklaşım benimsiyor.
Dermatolog Dr. Hannah Kopelman, Wellness Pulse’a yaptığı açıklamada AB’nin “tedbirli” davrandığını belirtti:
“Avrupa Birliği bu maddeyi tedbiren yasaklıyor. Henüz zararlı etkilerini kanıtlayan büyük ölçekli insan çalışmaları olmasa da, potansiyel riskler daha sıkı düzenleme gerektiriyordu.”
Aslında bu, kalıcı ojelerle ilgili çok da kötü bir çerçeve sunmuyor hatta iyi bile olabilir: TPO eğer gerçekten insan sağlığı için riskliyse, artık daha yakından incelenip karar verilebilir. Ancak şimdilik büyük bir endişeye gerek yok çünkü bu karar, bugüne kadar “kalıcı oje yaptıranların kesinlikle kanser olacağı” gibi bir anlam taşımıyor.
Türkiye’de ise şu an için bir yasak yok. Kozmetiklerde TPO kullanımı devam ediyor.
Peki ya UV ışınları?
Kalıcı ojenin tırnağa sabitlenmesi için kullanılan ultraviyole (UV) ışık lambaları ile ilgili de birtakım riskler var.
UV ışınlarının cilde ve DNA’ya zarar verebileceğini, uzun vadede de cilt kanseri riskini artırabileceğini gösteren bazı araştırmalar var. Ama paniğe gerek yok: Çünkü bu araştırmalar hücre kültürü düzeyinde yapıldı; yani doğrudan insanlarda aynı etkinin görüleceği kesin değil. Hem de, UV ışık lambaları genellikle kısa süreli kullanılıyor ve maruziyet, endişe edecek kadar yüksek bir seviyede değil.
Cilt Kanseri Vakfı, sık sık kalıcı oje yaptırıyorsanız elinizi UV ışık lambalarına sokmadan önce ellerinize güneş kremi sürmenizi ya da koruyucu eldiven kullanmanızı öneriyor.
Amaç korkutmak değil, bilgilendirmek
Kalıcı oje içerisinde yer alan maddeler ve UV lambalar konusunda araştırmalar sürüyor. Bu yüzden “potansiyel risk” olarak bilmek ve önlem almak faydalı.
Fakat buradaki amaç kimseyi paniğe sürüklemek değil. TPO’nun yasaklanmasıyla, kalıcı oje yaptıran herkesin hemen risk altında olduğunu söylemek doğru olmaz. Kanser hakkında her gün korkutucu anlatılara maruz kalıyoruz, kendimizce bazı önlemler almaya çalışıyoruz. Bunu yaparken maruz kaldığımız kimyasallarla ilgili endişelerin farkında olmak her zaman önemli olsa da bu endişeleri çevreleyen gerçeklerin de farkında olmak önemli. Bilgi sahibi olmak, kalıcı ojeler hakkında abartılı korkulara kapılmadan ya da “hiçbir şey olmaz” demeden dengeli bir karar vermemizi sağlayabilir.
Mevcut bilimsel veriler, TPO’nun kanser yaptığına dair güçlü bir kanıt göstermiyor. Araştırmalar devam ettikçe biz de bu konuyu takip etmeyi sürdüreceğiz. Yeni araştırmalar ve düzenlemeler çıktığında yazıyı güncelleyeceğiz.
