HPV, ya da uzun adıyla “insan papilloma virüsü”, en çok rahim ağzında olmak üzere vücutta siğillere ve rahim ağzı kanseriyle ilişkili hastalıklara yol açan yaygın bir enfeksiyon.
İyi haber şu: HPV’den aşıyla korunmak mümkün. Yani önlenebilir bir hastalıktan söz ediyoruz.
Ancak son yıllarda aşı karşıtlığının görünürlüğünün artmasıyla, sosyal medyada “HPV aşısı kansere yol açıyor” gibi iddialar dolaşıyor. Bu yüzden aşıdan uzak durulması gerektiği öne sürülüyor.
Peki gerçekten öyle mi? Gelin, bilimsel gerçeklere bakalım.
Aşı değil, HPV’nin bazı türleri kansere yol açıyor
HPV o kadar yaygın ki, cinsel olarak aktif olan hemen hemen her insanın, hayatının bir döneminde HPV’ye yakalanması muhtemel. Ayrıca bilinenin aksine sadece kadınlar değil, bütün cinsiyetler HPV riski altında.
HPV’nin birçok türü var; bazıları kansere yol açabilirken, bazıları yalnızca siğile neden oluyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne (CDC) göre HPV enfeksiyonlarının yüzde 90’ı iki yıl içinde kendi kendine geçiyor.
HPV aşıları güvenli
Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre kullanımı onaylanmış altı HPV aşısı var. Tüm aşılar, dünya çapında rahim ağzı kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 70’inden sorumlu olan HPV 16 ve 18 türlerine yönelik koruma sağlıyor. Türkiye’de eczanelerde Gardasil ve Gardasil-9 aşısı satılıyor.
Esasında güvenilir sağlık otoritelerinin HPV aşılarıyla ilgili yaptığı güvenlik değerlendirmelerinde, kanser riskinin bahsi bile geçmiyor. Bazı güvenlik değerlendirmeleri şöyle:
- Mesela Dünya Sağlık Örgütü ve Küresel Aşı Güvenliği Danışma Komitesi’nin (GACVS) milyonlarca kişi üzerinde yaptığı uzun dönem gözlem çalışmalarında, HPV aşılarının kansere yol açtığını gösteren hiçbir kanıta rastlanmadı. Aksine, fayda ve zarar dengesi, güçlü biçimde aşının lehine.
- Ya da Avrupa İlaç Ajansı (EMA), 2015’te yaptığı kapsamlı incelemede HPV aşılarının, şiddetli ağrı sendromları veya kalp atış hızını etkileyen rahatsızlıklar gibi ciddi yan etkilere yol açıp açmadığını incelemiş, buna dair hiçbir kanıt bulamamıştı. Bu nedenle aşının kullanım şekli ve onayı aynı şekilde devam etti.
Yani güncel değerlendirmelere göre HPV aşıları güvenli ve kansere yol açtığına dair hiçbir kanıt yok.
Teknik olarak da mümkün değil
Farklı aşı türleri olsa da, hepsinin çalışma şekli prensipte aynı.
HPV aşıları içinde canlı virüs yok. Yani aşı olduktan sonra HPV’ye yakalanmak ya da hastalık kapmak mümkün değil. Aşının içindeki maddeler, virüsün sadece dış kabuğunu taklit eden zararsız parçacıklar. Bunlar vücutta çoğalmaz, genlerimize karışmaz. Üretim sırasında çok ufak DNA kırıntıları kalabiliyor ama bunlar aktif değil, yani genetiğimizi değiştirip kanser yapma ihtimali yok.
Bağışıklık tepkisini güçlendirmek için aşı az miktarda alüminyum tuzu içeriyor; ama bu sizi korkutmasın çünkü bu madde uzun yıllardır pek çok aşıda güvenle kullanılıyor ve kansere yol açtığına dair kanıt yok.
En yaygın yan etki, kısa süreli ağrı
HPV aşılarının bilinen ciddi yan etkileri yok. En yaygın problemler, enjeksiyon bölgesinde kısa süreli ağrı ve diğer lokal semptomlar oluşması. Bu sorunlar, diğer aşılarda yaygın olarak yaşananlara epey benzer.
Aşıdan sonra gözlenen yaygın yan etkiler arasında, vücutta kanser hücrelerinin oluşmasına yol açabilecek herhangi bir etki yer almıyor.
HPV’den korunmanın en etkili yolu aşılama
HPV’nin neden olabildiği rahim ağzı kanseri, kadınlarda en sık görülen dördüncü kanser türü. Fakat Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre HPV aşısı ve düzenli taramalar ile milyonlarca rahim ağzı kanseri vakasını önlemek mümkün.
Aşının HPV’den korunmada etkili olduğu bilimsel araştırmalarda da görülüyor:
- 2021’de İngiltere’de yapılan bir araştırmada, 12-13 yaşlarında HPV aşısı yaptıranlarda rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin yüzde 87 oranında azaldığı görüldü.
- İsveç’te 10 ila 30 yaş arası yaklaşık 1.7 milyon kadının izlendiği çalışmaya göre, HPV aşısı ile rahim ağzı kanseri oranı anlamlı biçimde düşüyor. Özellikle 17 yaşından önce aşılananlarda risk yüzde 88 oranında azalıyor.
- 2024’te yaklaşık 3,5 milyon kişi üzerinde yapılan bir çalışma, HPV’ye karşı aşılanmanın, HPV’nin neden olduğu kanserlere yakalanma riskini azalttığını doğruladı. Bu kanserler arasında erkeklerde baş ve boyun kanseri ile kadınlarda rahim ağzı kanseri yer alıyor.
Üstelik Dünya Sağlık Örgütü’nün planladığı küresel strateji hayata geçirilirse, önümüzdeki 100 yılda yaklaşık 60 milyon rahim ağzı kanseri vakasının ve 45 milyon ölümün önlenebileceği tahmin ediliyor.
Yani HPV aşısı kanser sebebi değil, kanserin önleyicisi.
HPV aşısı olsanız bile rahim ağzı kanserine yakalanma riskiniz hala az da olsa var. Bu yüzden sağlık otoriteleri, rahim ağzı kanseri tarama randevularına gitmenin ve cinsel ilişki sırasında kondom kullanarak korunmanın önemli olduğunu vurguluyor.
Türkiye’de aşılama başlayacağı duyuruldu
Türkiye’de birçok sivil toplum kuruluşu, uzun yıllardır HPV aşısının devlet tarafından ücretsiz karşılanması için kampanya yürütüyordu. Aşı, 12 Haziran 2025’te Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun aşılamanın başlatılacağını duyurmasıyla Türkiye’nin aşı programına dahil edildi. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Alpay Azap, Türkiye’nin geç de olsa böylesi bir adım atmasının doğru olduğu görüşünde.
Hatalı nedenselliğe örnek
HPV’nin neden olabileceği rahim ağzı kanseri ve diğer HPV ilişkili hastalıkları önlemenin en etkili yolu aşılama.
Aşı ile kanser gibi ciddi hastalıklar arasında gerçek olmayan bir bağlantı kurulması, yanlış bilgi türlerinden hatalı nedenselliğe örnek verilebilir. Oysa bilimsel kanıtlar açıkça gösteriyor ki aşılar güvenli, kansere karşı koruyucu ve hayat kurtarıcı. Bu gibi yanlış bilgilerin yayılması, sadece kafa karışıklığı yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda insanların aşı olmaktan kaçmasına da yol açıyor.
HPV aşılarının güvenli ve etkili olduğuna dair 15 yılı aşkın süredir tutarlı kanıtlar olmasına rağmen, 2021’de yayınlanan bir çalışma, son yıllarda daha fazla ebeveynin aşıların güvenliği konusunda endişelerini dile getirdiğini ortaya koydu. Endişe nedenleri arasında güvenlik endişeleri, çevreden tavsiye edilmemesi, bilgi eksikliği, henüz çocukların cinsel olarak aktif olmaması ve gerekli görülmemesi gibi sebepler var. Çalışmayı yürüten bilim insanlarına göre, bulgular, doktorların ve halk sağlığı uzmanlarının ebeveynlerle bu endişeleri ele almalarının acil bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
