Umut veren bir gerçek: Her 10 kanserden 4’ü önlenebilir

Bazı kanser türleri kontrolümüz dışında gelişebilir. Bunun nedeni yaşlandıkça DNA’mızda biriken hasarlar ya da bizi hastalığa daha yatkın hale getiren genetik miras olabilir. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yayınladığı rapora göre şaşırtıcı gerçek şu: Neredeyse her 10 kanser vakasından 4’ü önlenebilir.

Peki nasıl?

Kanser vakaları önemli ölçüde önlenebilir sebeplere dayanıyor

Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), kanser riskini artırdığı bilinen ve önlenebilir 30 farklı faktörü mercek altına aldı. Ekip, istatistiksel analizler için 2022’ye ait kanser vakaları verilerini ve 185 ülkeden on yıl öncesine ait 30 risk faktörüne ilişkin verileri inceledi.

Dünya genelinde 18 milyondan fazla kanser vakasına en çok katkıda bulunan üç ana faktör şu şekilde belirlendi:

  • Sigara tüketimi 3,3 milyon (yüzde 15),
  • Enfeksiyonlar 2,3 milyon (yüzde 10),
  • Alkol kullanımı ise 700 bin (yüzde 3) kanser vakasına yol açtı.

Rapora göre, önlenebilir kanser vakalarının neredeyse yarısını akciğer, mide ve rahim ağzı kanserleri oluşturuyor. Akciğer kanseri en çok sigara kullanımı ve hava kirliliğiyle ilişkilendirilirken, mide kanseri Helicobacter pylori enfeksiyonu; rahim ağzı kanseri ise HPV enfeksiyonu ile bağlantılı görülüyor. Bunlar dışında zararlı UV ışınları; obezite ve hareketsizlik ile hava kirliliği de kansere katkı sunan risk faktörleri arasında yer aldı.

Önlenebilir risk faktörlerini bilmek hayat kurtarır

Bu rakamlar, kanser vakalarının yüzde 37’sinin enfeksiyonlar, yaşam tarzı ve çevresel faktörler gibi önlenebilir nedenlerden kaynaklandığını gösteriyor. Başka bir deyişle, tüm bu faktörler ortadan kaldırılsaydı 2022’de görülen yedi milyondan fazla kanser vakası önlenebilirdi.

Rapor, milyonlarca insanın hayatını dönüştürmek için önemli bir fırsat. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) Başkan Yardımcısı Dr. Isabelle Soerjomataram, “Önlenebilir nedenlere çözüm bulmak, küresel kanser yükünü azaltmak için en güçlü fırsatlardan birini temsil ediyor.” dedi.

A woman with curly hair wearing a black jacket and a floral scarf, sitting in front of a wooden bookshelf filled with books.

Dr Isabelle Soerjomataram, Women and Cancer Commision

Her ülke kendi önlem planını hazırlamalı

Raporun biraz daha satır aralarına bakmak gerekirse, Avrupa’da yaşayan kadınlarda kanserin önlenebilir ilk üç nedeni sigara, ardından enfeksiyon ve son olarak obezite. Sahra Altı Afrika’da ise enfeksiyonlar baskın durumda ve kadınlarda önlenebilir kanserlerin neredeyse yüzde 80’ini oluşturuyor.

Bu da, kanserlerle mücadele etmek için alınacak her önlemin her bölgeye özel uyarlanması gerektiği anlamına geliyor.

Adil ve kapsayıcı önleme politikaları gerekli

Fiziksel hareketi arttırmak, sağlıklı beslenmek, sigara ve alkol tüketimini azaltmak, kansere yakalanmaktan korunmak için bireyler olarak yapabileceğimiz önemli davranış değişiklikleri olsa da maalesef küresel boyutta kanserle mücadelede tek başına yeterli değil. Bu mücadele, bireysel çabanın kapsayıcı ve sistematik bir halk sağlığı stratejisiyle buluşmasıyla başarılı olabilir. 

Nitekim Dünya Sağlık Örgütü’nde kanserle mücadele ekibinin başında yer alan Dr. Andre Ilbawi’ye göre DSÖ’nün çalışması kanserin önlenmesi için somut adımlar atılabileceğini gösteriyor. Ilbawi, sigarayla mücadele politikaları uygulayan ya da HPV’ye karşı aşılama programları başlatan ülkelerin başarısına işaret ediyor.

A person holding a colorful sign advocating for free HPV vaccinations for everyone, featuring a syringe illustration.

Mesela HPV kaynaklı rahim ağzı kanseri, aşı ile büyük ölçüde engellenebilir. Aşının ücretsiz olması da mücadelede atılacak önemli adımlardan. Ancak 2025 sonunda aşının ücretsiz olacağı duyurulmuş olsa da Türkiye’de hala HPV aşısı ücretsiz değil.

Fotoğraf: Burcu Yıldırım

Öte yandan kanser tarama programlarının ve testlerinin yaygınlaştırılması, tümörün diğer organlara sıçramadan erken müdahaleyi mümkün kılabilir. Meme ya da kolon kanserinde erken teşhis ile hem hastaların hayatta kalma süreleri uzayabileceği hem de hayat kalitesi artabiliceği biliniyor. Türkiye’de üç farklı kanser türü için tarama programları uygulansa da araştırmalar, halkın tarama programlarının ne sıklıkla yapılması gerektiğini bilemediklerini ortaya koyuyor. Bu tarama ve testlerin herkes tarafından ulaşılabilir hale gelmesi ve farkındalık çalışmaları yapmak yine otoritelerin sorumluluğunda.

4 Şubat Dünya Kanser Günü bize zor ama umutlu bir gerçeği hatırlatıyor: Kanserin bir kısmı kader değil. Doğru bilgiye erişim, eşit sağlık hizmetleri ve güçlü önleme politikalarıyla milyonlarca insanın hayatı değişebilir. Bu yüzden kanserle mücadele, hepimizin ortak sorumluluğu.

Bir Cevap Yazın