İNCELEME SONUCU
İncelenen iddia
Ege Üniversitesi araştırmacıları, kemoterapinin yerini alacak bir kanser tedavisi geliştirdi.
Sonuç
Yanıltıcı. 2019 ve 2025'te laboratuvarda ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmaların sonuçları umut veriyor. Ancak insanlarda yapılmış bir henüz deneyi yok. Yani sistemin insanlarda güvenli ve etkili bir kanser tedavisine dönüşüp dönüşmeyeceği bilinmiyor.
Yanıltma tekniği/teknikleri
Sosyal medyada paylaşılan iddialara göre Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şenay Hamarat Şanlıer ve ekibi, geliştirdikleri akıllı füze teknolojisi ile kanseri adeta yok etti. Öyle ki, bazı haberlerde kemoterapinin bile yerini alacak bir buluş olduğu öne sürüldü.
Peki kanser tedavisinde gerçekten yeni bir dönemin eşiğinde miyiz? Bilimsel çalışmalar bize ne söylüyor?
Ege Üniversitesi araştırmacıları ne buldu?
Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şenay Hamarat Şanlıer ve ekibi, kanser ilaçlarının sağlıklı hücrelere daha az zarar vermesini sağlayacak bir yöntem üzerinde çalıştı.
2019’da yayımlanan araştırmada, pemetreksed ve pazopanib adlı iki kanser ilacını laboratuvar ortamında çok küçük kabarcıkların içine yerleştirdiler. Amaç, ilaçları doğrudan tümöre ulaştırarak tedavinin etkisini artırmak ve yan etkileri azaltmaktı. İlaçları taşıyan küçük kabarcıklar, tümörün bulunduğu bölgede toplanabildi. Yani ilaçların doğrudan tümöre ulaştırılması ve sağlıklı dokuların daha az etkilenmesi açısından umut verici bir sonuç elde ettiler.
Çalışmalar burada son bulmadı. 2025’te yayımlanan yeni araştırmada, geliştirdikleri sistemi akciğer kanseri hücrelerinde ve farelerde denediler. Farelerdeki tümörler küçüldü, bazılarında ise tamamen kayboldu. Üstelik ilaçların bu yöntemle verilmesi, normal şekilde verilmesinden daha etkili sonuçlar gösterdi.
Kısacası, 2019’da araştırmada ilaçları tümör bölgesine ulaştırabildiklerini, 2025’te ise bu yöntemle deney hayvanlarındaki tümörleri küçültebildiklerini gösterdiler.

Yöntem henüz insanlarda denenmedi
Her iki araştırma da klinik öncesi aşamada ve insanlarda yapılmış bir tedavi deneyi yok. Yani sistemin insanlarda güvenli ve etkili bir kanser tedavisine dönüşüp dönüşmeyeceği henüz bilinmiyor. Haliyle “kemoterapinin yerini alacak kanser tedavisi” demek bugün için mümkün değil.
Peki, laboratuvar ve hayvan deneyleri neden yeterli değil? Çünkü fareler ve insanlar, biyolojik olarak benzerlikler taşısa da tamamen aynı değiller. Farelerde işe yarayan bir tedaviyi, insan bağışıklık sistemi reddedebilir veya beklenmedik yan etkiler doğurabilir. Bu yüzden bilim insanları, “bulduk” demeden önce geliştirilen tedaviyi insanlar üzerinde güvenli mi, gerçekten etkili mi gibi sorulara yanıt aranan üç ana klinik evreden geçiriyor.
Yine de heyecanlanmak için bir neden var. İlaçların tümöre daha etkili biçimde ulaştırılması, kanser tedavisinde önemli bir ilerleme sağlayabilir. Ama tedavinin insanlarda uygulanabilmesi için önümüzde hâlâ birçok aşama var.
Nitekim Prof. Dr. Şenay Hamarat Şanlıer, 2018’de verdiği röportajda bundan sonraki aşamada faz çalışmalarının gerçekleştirilmesi gerektiğini hatırlatmıştı. Ancak bugün hâlâ bahsedilen faz aşamaları başlamış değil.
“Henüz kesin bir tedavi değil” demek, bu önemli gelişmeleri hiçe saydığımız anlamına gelmiyor. Henüz yolun başında olsa da bu başarı, tedavisi zor tümörlere karşı gelecekte elimizi güçlendirecek yepyeni bir kapı açıyor. Sadece sınırlılıkları bilmek, gereksiz umudun istenmeyen olumsuz sonuçlarından bizi koruyabilir.
Avrupa patenti almak ne anlama geliyor?
Şanlıer ve ekibinin geliştirdiği yöntem, 23 Temmuz 2025’te Avrupa patent tescili aldı. Bu, gerçekten de önemli bir başarı. Ancak haberlerde öne çıkarıldığı gibi patent tedavinin insanlarda işe yaradığının kanıtı değil.
Avrupa Patent Ofisi (EPO), patent verirken bir buluşun yeni olup olmadığına, mevcut bilgilerden farklı bir yenilik getirip getirmediğine ve pratikte uygulanabilirliğine bakıyor. Bir kanser ilacının hastalarda güvenli ve etkili olduğunu göstermek ise ayrı bir süreç.
Kemoterapi gerçekten tarihe mi karışıyor?
Kemoterapi bugün hâlâ kanser tedavisinde etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış, yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri. Bazı kanser türlerinde hastalığı tamamen iyileştirebiliyor, bazılarında ise ilerlemesini yavaşlatıyor veya tekrarlama riskini azaltıyor.
Prof. Dr. Şenay Hamarat Şanlıer de yıllar önce kanseri kemoterapiyle atlatmış. Ege Üniversitesi’nin aktardığına göre Şanlıer, kendi hayatında önemli bir yeri olan bu tedavinin yan etkilerini azaltmak için çalışıyor. Üstelik ekibinin geliştirdiği sistem de hâlihazırda kullanılan kanser ilaçlarını tümöre taşımayı amaçlıyor. Yani kemoterapiyi tarihe gömecek bir buluştan söz etmek için ortada bir neden yok. Araştırmanın asıl heyecan verici yanı, mevcut ilaçların daha etkili ve hastalar için daha az yıpratıcı biçimde kullanılmasının yolunu araması.
“Kanserin çaresi bulundu” demek neden tehlikeli?
Henüz insanlar üzerinde denenmemiş bir çalışmanın “yarın uygulanacak bir tedavi” gibi sunulması, hasta ve hasta yakınlarında hayal kırıklığı yaratabilir, daha da kötüsü, mevcut tedavinin bırakılmasına veya ertelenmesine yol açabilir.
Uzun vadede, sürekli karşımıza “kanserin çaresi bulundu” gibi başlıklar çıktığında ve gerçek bir sonuç alınmadığında, toplumda “bilim insanları bizi oyalıyor” veya “ilaç şirketleri gerçekleri gizliyor” gibi hiçbir gerçeklik taşımayan komplo teorileri güçlenebilir.
Tüm bunlar ileride gerçekten başarılı bir tedavi bulunduğunda insanların ona da şüpheyle bakmasına neden olabilir.
Bu yüzden “henüz kanıtlanmadı” demekten çekinmemeliyiz.
Çare “temkinli umut”
Bilimsel gelişmelere umutla yaklaşmak, hele de bu gelişmelere bu topraklarda doğup büyüyen insanların katkı sağlamasına gurur duymamız çok normal. Ama bu umudu, bilimin doğası gereği sınırlılıkları olduğunu unutmadan temkinli bir şekilde paylaşmak hepimiz için en iyisi.
Kaynakça
- Ege Üniversitesi — “Mucize kurtuluştan, bilimsel buluşa giden bir savaşın öyküsü”. Kaynağı aç
- National Cancer Institute — “Chemotherapy to Treat Cancer”, 2015-04-29. Kaynağı aç
- European Medicines Agency (EMA) — “How EMA evaluates medicines for human use | European Medicines Agency (EMA)”, 2019-07-01. Kaynağı aç
- The European Patent Convention (EPC) — “Is it patentable? | epo.org”. Kaynağı aç
- Google Patents — “MAGNETICALLY DIRECTED, ULTRASONIC SENSITIVE NANO-DRUG CARRYING SYSTEM”, 2018-12-17. Kaynağı aç
- Habertürk Yerel Haberler — “Son evrede kanseri yenen bilim insanından, bu hastalık için ilaç taşıma sistemi - İzmir Son Dakika Haberleri - Habertürk Yerel Haberler”, 2018-08-06. Kaynağı aç
- FDA — “The Drug Development Process”. Kaynağı aç
- Ludwig Institute for Cancer Research — “Of mice, not men”. Kaynağı aç
- Journal of Pharmaceutial Sciences — “Development of Ultrasound-Triggered and Magnetic-Targeted Nanobubble System for Dual-Drug Delivery”, 2019-03. Kaynağı aç
- Journal of Liposome Research — “Dual-drug-loaded magnetic lipid based nanobubbles are effective in non-small cell lung cancer treatment: in vitro and in vivo studies”, 2025-05-25. Kaynağı aç
