İNCELEME SONUCU
İncelenen iddia
Karbonatlı su içmek vücudu alkali hale getirerek kanser hücreleriyle savaşır.
Sonuç
Yanlış. Karbonatın kanser tedavisi olarak kullanılmasını destekleyen yeterli klinik kanıt bulunmuyor. Vücudun pH dengesini karbonatlı su içerek değiştirmek de mümkün değil.
Yanıltma tekniği/teknikleri
Mutfak raflarındaki karbonatın yapabildiklerini saymaya başlarsak, liste uzar gider. Kekleri ve poğaçaları kabartır, temizlikte kullanılır, bazen kötü kokuları gidermeye yardımcı olur. Sosyal medyada dolaşan iddialara bakılırsa, şimdi bu listeye kanserle mücadeleyi de eklememiz gerekiyor.
Tarif de çok basit. İddiaya göre bir bardak suya yarım çay kaşığı karbonat ekleyip haftada birkaç kez içmek yeterliymiş. Böylece vücudumuz alkali hale gelecek, kanser hücrelerinin işi zorlaşacakmış.
Peki, karbonat gerçekten kanserle savaşabilir mi? Yoksa karbonata biraz fazla mı anlam yüklüyoruz?
Araştırma başka, sosyal medyanın anlattığı başka
Paylaşımlarda, özellikle 2009 tarihli bir araştırmadan bahsediliyor ve bu araştırma kanıt olarak sunuluyor.
Bahsedilen çalışmada araştırmacılar, sodyum bikarbonatın (bildiğimiz karbonat) tümörlerin çevresindeki asitliği azaltmasının kanserin başka organlara yayılmasını etkileyip etkilemediğini inceledi.
Deneylerde özellikle metastatik meme kanseri modelleri kullanıldı. Karbonat verilen farelerde tümörlerin hücre dışı ortamındaki pH değeri yükseldi. Bazı deneylerde ise metastazlar azaldı. Ancak araştırmacılar, karbonatın birincil tümörlerin büyüme hızını değiştirmediğini ve kanın pH’ını yükseltmediğini de bildirdi.
Bir de elde edilen sonuçlar tüm kanser türlerinde aynı değildi. Mesela prostat kanseri modelinde metastazlarda azalma oldu. Ama aynı etki melanom modelinde ortaya çıkmadı.
Bu çalışmanın karbonat için kanıt olarak sunulması pek olası değil, çünkü çıkarabileceğimiz sonuçlar çok sınırlı. Bu araştırmaya göre karbonatın, belirli deney koşullarında tümörlerin çevresindeki asitliği ve metastaz oluşumunu etkileyebileceğine dair sadece hayvan deneylerinden elde edilen kanıtlar var.
Peki, 2009’dan sonra bu araştırmanın devamı geldi mi? Evet. Aynı araştırmacılardan bazılarının yer aldığı ekip, 2011 ve 2012’de benzer deneyler yaptı. Bu çalışmalar da farelerde tümörlerin çevresindeki asitliğin azaltılmasının kanserin gelişimini veya yayılmasını etkileyebileceğine ilişkin bulgular ortaya koydu.
Bu araştırmaların insanlar için etkili ve güvenli bir kanser tedavisine dönüşüp dönüşemeyeceği, sonraki aşamalardaki klinik araştırmaların konusu.
Sosyal medyadaki paylaşım tam da bu ayrımı gözden kaçırıyor. Henüz araştırma aşamasındaki bir bulgu, evde kolayca uygulanabilecek bir kanser tedavisi gibi anlatılıyor.
Yeterli insan araştırması yok
Araştırmacılar daha sonra karbonatın insanlar üzerindeki etkisini incelemek için üç erken aşama klinik araştırma yürüttü. 2022 tarihli bu araştırmalarda karbonatın kanserle ilişkili ağrıyı azaltıp azaltamayacağı ve hastalar tarafından ne kadar iyi tolere edildiği incelendi. Ancak karbonatın kötü tadı ve bulantı, kusma, ishal gibi yan etkiler nedeniyle katılımcılar tedaviyi sürdürmekte zorlandı. Araştırmaların planlanan katılımcı sayılarına ulaşılamadı. Bazı hastalarda ağrının azalabileceğine ilişkin bulgular elde edilse de karbonatın kanseri tedavi ettiğini veya yayılmasını önlediğini gösteren güvenilir klinik sonuçlara ulaşılamadı.
İngiltere’deki kanser araştırmaları vakfı Cancer Research UK, karbonatın kanser tedavisinde kullanımını destekleyen klinik deneyler olmadığını belirtiyor. Vakıf, laboratuvar ve fare deneylerinde görülen bazı etkilerin insanlarda tedavi başarısı anlamına gelmediğini vurguluyor.
2016 tarihli bir sistematik derleme, alkali su ve beslenmenin kanserle ilişkisini inceleyen 8 bin 278 bilimsel kaydı taradı. Araştırmacılar, belirledikleri ölçütlere uygun yalnızca bir gözlemsel çalışma buldu. Bu çalışma da beslenmenin asit yüküyle mesane kanseri arasında anlamlı bir ilişkiye işaret etmiyordu. Kanser tedavisinde alkali beslenme veya alkali su kullanımını değerlendiren uygun bir insan çalışması ise bulunamadı.
Bu derleme, sosyal medyada önerilen karbonat tarifiyle ilgili doğrudan bir klinik değerlendirme değil. Yine de önemli çünkü vücudun asitliğini beslenmeyle değiştirerek kanserle mücadele etme düşüncesinin bilimsel bir dayanağı olmadığını gösteriyor.
Karbonatlı su içmek vücudun pH’ını değiştiremez
İddiaya göre karbonatın alameti farikası, vücudu “alkali” yaparak kanserle savaşması.
Ama vücudumuzun asit ve baz dengesi, haftada içeceğimiz iki-üç bardak suya göre değişmiyor. Kanımızın pH değeri yaklaşık 7,35 ile 7,45 arasında tutuluyor. Akciğerlerimiz ve böbreklerimiz bu dengeyi korumak için sürekli çalışıyor.
Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü’ne göre, tükettiğimiz yiyecek ve içecekler idrarın pH değerini etkileyebiliyor. Ancak bu, kanımızın ya da bütün vücudumuzun pH değerinin değiştiği anlamına gelmiyor.
Karbonat da bu temel gerçeği değiştirmiyor. Sodyum bikarbonat belirli koşullarda vücudun asit ve baz dengesini etkileyebilse de, sağlıklı bir insanın kan pH’ını kontrolsüz biçimde yükseltmek ne mümkün ne de istenen bir durum.
Karbonat tüketmek güvenli mi?
Evlerde sık rastlanan bir ürün olduğu için karbonatın sağlığımızı tehdit edebileceği pek aklımıza gelmiyor. Ama kullanım miktarı önemli. Hele ki içmeyi düşünüyorsak.
Sodyum bikarbonat, vücudun aldığı sodyum miktarını artırabiliyor. Bu da özellikle yüksek tansiyon, böbrek hastalığı veya kalp yetmezliği olan kişiler için sorun olabilir. Bazı ilaçların emilimini de etkileyebiliyor.
Fazla karbonat tüketmek, vücudun büyük bir titizlikle koruduğu asit ve baz dengesini de bozabiliyor. Kanın normalden fazla alkali hale gelmesine metabolik alkaloz deniyor.
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, doktorların kanser hastaları için gerek gördüğü ek beslenme destekleri dışında, alkali beslenme gibi farklı diyetlerin faydalarıyla ilgili kanıtlanmış bir veri olmadığının altını çiziyor.
Kanıtlanmamış kanser tedavisinin faturası ağır
BBC’nin 2017’de yayımladığı araştırma haberi, kendisini doktor olarak tanıtan Robert O. Young’ın kanser hastalarına uyguladığı alkali tedavileri ortaya çıkardı. Young, hastalara damar yoluyla karbonat veriyordu. Meme kanseri olan 27 yaşındaki Naima Houder-Mohammed ve ailesi, bu tedavi için 77 bin dolardan fazla para ödedi. Naima’nın durumu kötüleşti ve ülkesine döndükten sonra hayatını kaybetti. Young ise ruhsatsız hekimlik yapmaktan hapis cezasına çarptırıldı.
İşin ironik tarafı şu: İlaç şirketlerinin para kazanamadığı için gizlediği öne sürülen karbonat, bu kez kanser hastalarına binlerce dolara pazarlanıyordu. Üstelik işe yaradığını gösteren güvenilir klinik kanıtlar olmadan.
Kaynakça
- Cancer Research UK — “Can an acidic diet cause cancer and can an alkaline diet cure cancer? ”, 2023-07-19. Kaynağı aç
- Frontiers in Oncology — “Back to basic: Trials and tribulations of alkalizing agents in cancer”, 2022-11-14. Kaynağı aç
- The Journal of Urology — “Systemic Buffers Inhibit Carcinogenesis in TRAMP Mice”, 2012-06-15. Kaynağı aç
- Clinical & Experimental Metastasis — “Reduction of metastasis using a non-volatile buffer”, 2011-08-23. Kaynağı aç
- AACR Journals — “Bicarbonate Increases Tumor pH and Inhibits Spontaneous Metastases”, 2009. Kaynağı aç
- BBC News — “The dying officer treated for cancer with baking soda”, 2017-01-17. Kaynağı aç
- Türk Tıbbi Onkoloji Derneği - — “Tamamlayıcı ve alternatif tıp”. Kaynağı aç
- American Institute for Cancer Research — “Does the Alkaline Diet Cure Cancer?”, 2025-03-17. Kaynağı aç
